Doç. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu- Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi

SOSYAL HİZMET UZMANI

TÜM ÜNİVERSİTELERDEKİ “SOSYAL HİZMET” bölümü ÖĞRENCİLERİ! Derinlemesine bilgilenmeniz ve sosyal felsefeye hâkim olabilmeniz, SOSYAL ALANI yapılandırabilmek için, HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK 8 KİTAP!

Aralık 20th, 2014

SOSYAL HİZMET VE SOSYAL BİLİM KİTAP SETİ, TÜM LİSANS öğrencileri için, kısa bir süre için İNDİRİMLİ ve ücretsiz kargo! 260 TL yerine, “naryayinevi@gmail.com” adresine talep maili yollayanlara sürpriz indirimli!

“www.naryayinevi.com”da

SOSYAL BİLİM/SOSYAL HİZMET KİTAP SETİ (8 KİTAP)! 5 Ocak 2015, pazar günü ÜLKE TV canlı yayınında, SOSYAL HİZMET alanı masaya yatırıldı. Bu linkten izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=eYUOmTIJoVY

Ekim 26th, 2014

BÜYÜK FIRSAT!  KISA BİR SÜRE İÇİN. SOSYAL BİLİM VE SOSYAL HİZMET ALANINDA, MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN ESERLER.

1)“Türkiye’de Çocuk Sorunu ve Çocuk Yetiştirme”-Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU (Ankara, NOBEL yay., 230 sayfa)-Şubat 2012.

2)“Bir Yetiştirme Yurdu Öyküsü, 1998-2012”- Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU(Ankara, SABEV yay., 435 sayfa)- Eylül 2012.

3)“Sosyal Hizmet/Sosyal Çalışma Bilim ve Mesleğine Giriş”- Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU- Düzeltilmiş ve gözden geçirilmiş 2. Baskı (İstanbul, Nar yay., 720 sayfa)- Kasım 2014.

4)“Toplumsal İşlevsizlik”-Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU (İstanbul, Nar Yayınevi, 536 sayfa)- Aralık 2013.

5)”Bireyler, Aileler, Gruplar ve Toplumla Sosyal Hizmet”- Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU(İstanbul, Nar Yayınevi, 336 sayfa)- Ocak 2014.

6) “Stres Yönetiminde Ustalık”- Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU(İstanbul, Nar Yayınevi, 306 sayfa)- Şubat 2014.

7) “Dünü Bugünü ve Yarınıyla İnsanı Anlamak”- (İnsan Davranışının Kökenleri ve Sosyal Çevrenin Etkileri). Prof. Dr. Veli Duyan, Doç. Dr. İ. Galip YOLCUOĞLU ve Dr. Taner ARTAN. (İstanbul, Nar yay., 40 sayfa)- Eylül 2014.

8) “Onu da Sonra Anlatırım”- Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU Deneme, roman. (İstanbul, Nar yay., 440 sayfa)- Eylül 2014.


“Dünü Bugünü ve Yarınıyla İnsanı Anlamak” kitabı yayımlandı- Ekim 2014, İst. NAR YAYINEVİ (Doç. Dr. İ. Galip YOLCUOĞLU, Prof. Dr. Veli DUYAN ve Dr. Taner ARTAN)

Ekim 26th, 2014

Sosyal bilimlerde, insanın biyo-psiko-sosyal gelişimi kuramları bilgisi, bu açıdan oldukça büyük önem taşımaktadır. İnsan davranışının temelleri ve sosyal çevreyle ilgili tüm konular; sosyal bilimcilere, insan davranışını etkileyen ve ondan etkilenen biyolojik, sosyal, psikolojik ve kültürel sistemler arasında ve içindeki etkileşimler hakkında geniş bir anlayış sağlamaktadır. Bu alandaki üretilen ve geliştirilen bilgiler, bilim insanlarına, kavramsal bir bakış açısı kazandırarak, dünyayı nasıl yorumlamaları gerektiği konusunda, geniş ve kullanışlı bir çerçeve sağlamaktadır.

Uygulamalı bir sosyal bilim olan sosyal hizmet mesleğinin kabulünde sorunlar, bireyin psikolojik özelliklerinden ziyade, birey ile çevresi arasındaki bio-psiko-sosyal etkileşime bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. İnsan davranışları, sosyal ve fiziksel çevre ile ilişkili olduğundan, bireylerin sorunlarının çözümü ve sosyal işlevselliklerinin sağlanabilmesi, çoğunlukla bireyin çevresiyle etkileşimini ve onu çevreleyen ve olumsuzlukların kaynağı olan diğer sistemlerde değişiklikler yapılmasını gerektirmektedir. Bu durum da ihtiyaç sahibi kitlelerle-toplum kaynaklarının “sosyal politika zamkıyla” yapıştırılması, en modern çözüm olarak Batı’da yarım yüzyıldan uzun zamandır uygulanmaktadır.

Bireyler; fiziksel, ruhsal, duygusal, psikolojik ve sosyal açıdan “uyum sağlayabilmek” ve iyilik haline ulaşabilmek için, toplum olanaklarından etkili biçimde yararlanabilmelidirler. Çevre ve toplum; kendisini oluşturan üyelerini geliştirici kaynaklara sahip olmalı ve ihtiyaç sahibi bireylere, anında fırsatlar yaratabilecek duyarlılıkta olmalıdır. Tabir-i caizse bebeğinin gereksinimlerine duyarlı, şefkatli bir anne gibi. Kamu politikaları; bireylerin, sorun çözme, kendini geliştirme, zihinsel kapasitelerini yükseltme yoluyla, bireyin ve toplumun karşılıklı uyumunu ve iyilik halini ortaya çıkarmaya yönelik sosyal politikaları sürekli olarak üretebilmelidir. Çünkü insanlar, içinde yaşadıkları çevreye, etkileşimleri yoluyla “uyum sağlayabilen” ve “kendini geliştirerek gerçekleştirebilen” varlıklardır. Sosyal bilimler açısından, bireyin çevresinde bulunan ve onu engelleyen, karışıklıklar ve sıkıntılar yaratan unsurların ortadan kaldırılması ya da stresin etkilerinin azaltılması sonucunda, kişinin sosyal işlevselliğine kavuşacağı görüşü hâkimdir. En problemli görünün insanların dahi, parlak geri dönüşler yapabilmesi her zaman olanaklıdır.

Bir solukta okuyacağınız, “Onu Da Sonra Anlatırım” kitabı yayımlandı.Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU, İst. NAR YAYINEVİ, Ekim 2014

Ekim 26th, 2014

Aslında bu kitabı yaklaşık çeyrek asır önce, 1989’larda yazmaya başlamıştım. Ancak o kadar kitap çıkarttıktan sonra, 10. kitabım olarak yayımlanması da, kaderin bir cilvesi belki.  İnsan, doğası itibariyle, “her zaman rasyonel hareket etme becerisi” bulunmayan bir varlık olduğundan, her insanın, elinden gelenin en iyisini yapmakta olduğunu ve kimseyi yargılamamak gerektiği bilmek gerekir.

Wallerstein (2009)’ın dediği gibi, “belirsiz bir kozmosta yaşarız ve bu kozmosun tek ve en büyük erdemi bu ‘belirsizliğin sürekliliği’dir. Çünkü insanın yaratıcılığını mümkün kılan şey ‘bu belirsizliktir.’” Schopenhauer’, “Yaşamın belirsizlikleri, güya bize acı verir, ancak aslında, ileride başımıza gelecekleri bilmemek, düpedüz, yeryüzünün en büyük lütfudur hepimiz için.” derken ne kadar da haklıymış. İnsanı ümitvar eden, yaşatan, varoluşuna anlam veren şeyler de bu belirsizlikleri azaltmak, daha çok öğrenmek, yeryüzü yaşamını “evindeki gibi huzurlu, güvende sürdürebilmek” ve zamanını yapılandırmak için yapılan etkinliklerden oluşmaktadır. Yaşam başarımızı sağlayan yegane tutumumuz yorulmadan bıkıp-usanmadan bir sihir yapar gibi çalışmayı sevmek ve yaşam boyu öğrenme ilkelerine ısrarla bağlı kalabilmeyi başarmaktır. Çünkü yaşamın tek anlamı, bu etkinlikleri erdemle  sürdürebilen “varoluşumuzun bizzat kendisi”dir.

“Onu da sonra anlatırım” kendi kişisel yolculuğumdan ziyade, ülkemizin son çeyrek yüzyıllık sosyal, psikolojik, psikososyal, sosyoekonomik, politik-ekonomik, sosyokültürel unsurları kapsayan duygularımızın ve düşüncelerimizin de yolculuğudur. Bu sosyal bilim denemesi, yaşama ilişkin çok farklı değişkenleri ve insan yaşamına dair bütün bu ayrıntıları, entellektüel açlığı olan okuyuculara yön duygusu sağlayabilecek sosyal şemaları, yaşam becerileri gibi farklı karışımları ve kısacası uygulamalı bilim yolculuğunda, mayalanmış düşünceleri içermektedir. Sanmam ki kısacık yeryüzü yaşamlarımızda, bunlardan daha önemli şeyler olsun!

9. kitap yayımlandı, Şubat 2014 “Stres Yönetiminde Ustalık” (İstanbul, Nar Yayınevi, 306 sayfa)

Ağustos 15th, 2014

NAR YAYINEVİ’NDEN BİR BAŞUCU KİTABI!

Piyasada onlarca stres kitabı varken, bu kitabın farkı nedir? diye sorulabilir. Bu kitap, onbinlerce stresli bireyle görüşmeler yapmış, yirmi beş yıla yaklaşan klinik sosyal hizmet uzmanlığı ve yöneticilik deneyimlerimin süzgecinden, farklı bir bilim dalının bakış açısından, stres konusunun “güncel bilgilerle” ve çok farklı yaklaşımlarla kapsamlı bir biçimde irdelenmesi girişimidir. Daha huzurlu ve mutlu, daha az stresli bir yaşam sürebilmek için, karşılaştığımız streslerle nasıl başa çıkacağımıza dair, geçerli ve güncel bir yol haritasıdır.

“Stresimizi işlevsel biçimde yönetebilmeyi, tam anlamıyla öğrenebilmek” için, derin nefes alma alışkanlığı, esinlenme, özgüven, derinlemesine kitap okuma, sanat etkinlikleri vb. “aşkın yaşantılarla” sürekli farkındalıkla, kendimizi daha iyi hissetmenin ne demek olduğunu anlayabilmemiz gereklidir.

Yeryüzü yaşamının belirsizliği ve yabancılaşma ortamında, yolunu kaybetmiş binlerce insana yön göstermeye çalışan, insana yardım profesyonelleri, heybelerinde ve kendi yeryüzü maceralarında biriktirdiklerini paylaşırlarsa, okyanusun ortasında yalnız kaldığını zannedenlere, hiç değilse yalnız olmadıklarını ve yaşamın olduğu her yerde, sürekli tazelenen umudun olduğunu hissettirirler.
Yoksa bilinmelidir ki, “kimse varoluşun acılarından, kaçınılmaz streslerinden ve hayal kırıklıklarından muaf değildir”. Yaşamak; bir hastalıkla yaşamayı öğrenmek gibi, öngörülemeyen acılar çekmek, beklenmedik hayalkırıklıkları yaşamak ve bütün bunlardan, yeryüzündeki öznel yaşamına bir anlam verebilmek ve yazgısını bunlarla inşa edebilmektir.

8. kitap, Ocak 2014 “Bireyler, Aileler, Gruplar ve Toplumla Sosyal Hizmet” (İstanbul, Nar Yayınevi, 336 sayfa)

Ağustos 15th, 2014

Sosyal hizmet mesleğinin temel argümanı, bireylerin ve ailelerin gereksinimlerinin yaşadıkları sosyal çevrede karşılanabilmesi, birey-toplum etkileşiminin, gelişmiş ülkelerdeki biçimde pozitif güçlendirilerek değerli hale getirilmesidir. İnsani gelişme ve sosyal kalkınma, içi boş söylemlerle değil, ancak bu yollarla, bilimsel rasyonel uygulamaların tüm yurttaşlara yatırım yapmasıyla topyekün ola¬rak sağlanabilmektedir.
Öyleyse politik gücü ele geçirenlerin, öncelikli görevleri, sosyal politikaları toplumun gereksinimlerini karşılayacak ölçekte zenginleştirmek ve sosyal hizmet mesleğinin “bireylerle, ailelerle, gruplarla ve toplumla etkili çalışmalar yapabilmesine” olanak sağla-maktır. Kuram’sız bilgi; kör’dür, sağır’dır. “Sosyal mevzuatı” yetersiz sosyal hizmet uygulamaları da, işlevsizdir, yetersizdir.
Reçete yazma olanağı bulunmayan hekime, diploma verseniz ne yazar? Hastalara, ne tür sağlık hizmeti sunabilir? Bireylerin gereksinimlerini karşılayabilme olanağı verilmeyen sosyal hizmet uzmanları, nasıl etkili mesleki çalışmalar yapabilir? Herkesin yapabileceği bir yardımseverlik etkinliği gibi görülebilmesi yanlışının altında da, 60 yıllık mesleki geçmişte, politik güçlerin ağır ihmallerinde, gerekli yasal örgütsel yapıların, halen tam olarak kurulamamış olması yatmaktadır. İngiltere’deki politikacıların, 1945’lerde oluşturduğu, iş ve aş bulamayan tüm insanlara yönelik, asgari geçim yasalarını, aile ödeneklerini 60 yıldır halen çıkartamamış durumdayız.
Özellikle, vurgulamak gerekir ki, ülkemizde yaşanmakta olan toplumsal sorunların başlıca sorumlusu, sosyal bilimlerin akılcı rehberliğine başvurmayan, bilimsel düşünüp karar alma becerisi azgelişmiş politik güçler, yetersiz sosyal politikalar, acımasız ölçekteki gelir dağılımı bozukluğu ve ülkenin insan kaynağına, gerektiği biçimde yatırım yapamamaktan kaynaklanmak¬tadır. Gelişmiş ülkeler, sosyal dokuyu, sosyal hizmet mesleğinin birey, aile, grup ve toplum çalışmaları yoluyla, her bir yurttaşına ulaşarak, olanaklar sağlayarak ve “vatandaşlık kurumunu” değerli hale getirerek, insan kaynağının kalibresinin alabildiğince yükseltmiş, teknolojik ilerlemelere, bu yüksek yatırımlarla ulaşmışlardır.
Ülkemizde son yıllarda, engellilere, korunmaya muhtaç çocuklara, dul kadınlara, yaşlılara, öğrencilere vb. ihtiyaç gruplarına, doğrusu küçümsenemeyecek maddi finansman sağlanmıştır. Ancak asıl yapılması gereken, risk altında yaşayan ve işsizlik, yoksulluğu ezici, yıkıcı, insanlık dışı süreçlerin maruz kalan tüm yurttaşlara, eldeki olanaklar çerçevesinde, SHU’larının müdahalesi ve sürekli izlemesi çerçevesinde yaşama olanaklar sağlayabilmektir. Yakın gelecekte, SHU sayısı on binlere ulaşınca, sosyal hizmetin bu mucizevi mesleki müdahalelerinin, ne kadar büyük bir “sosyal iyileşme”, “toplumsal bütünleşme” ve “insani gelişme” sağlayacağını, hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

7. kitap yayımlandı, Aralık 2013, “Toplumsal İşlevsizlik” (İstanbul, Nar Yayınevi, 536 sayfa)

Ağustos 15th, 2014

İnsanlığın ulaştığı yüksek seviye, gelişmişlik ve uygarlık düzeyinde, özellikle yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde, her toplum, bireylerini geliştirecek biçimde işlev görmelidir. Üyelerini geliştiremeyen, hatta neredeyse onların insani gelişimlerini, engelleyen “sosyal kirleticileri” temizlemeyi bir türlü başaramayan toplumlar, ne yazık ki azgelişmiş ve “işlevsiz toplumlardır.”
İnsanın özgür, bağımsız, onurlu bir varlık olarak yüceltilmesinde ve giderek daha gönençli bir toplum içerisinde kendini gerçekleştirmesinde, “sosyal hizmet meslek ve disiplinin üyeleri”, önemli sorumluluklar yüklenmiş durumdadırlar.
Bir ailede büyüyen çocuklar, o ailedeki olanaklar çerçevesinde, anne-babadan “gereken yakın ilgi ve desteği, teşvik edilmeyi, maddi-manevi teşviği” alamazsa, “ihmal edildiği bu ortamda”, nasıl sağlıklı ve başarılı bir insan olarak yetişebilir? Bir ülkenin yurttaşları da, -uslu çocuklar olabilmek için, devletten yakın, ilgi, sevgi ve şefkat beklediğinden dolayı- bir ailenin çocukları gibi düşünülebilir. Toplumsal sistemden gereken katkı, destek, ilgi ve değer görmeyi hissedemeyen bir yurttaş, bütün olumsuzluklara rağmen, kendisini nasıl geliştirebilir ve bu toplumun, etkili yaşayan ve saygın bir üyesi haline gelebilir?
Sosyal adaletin gerçekleştirilmesi, sosyal politikaların zenginleştirilmesi, toplumda yaşayan tüm çocukların iyilik halinin sağlanması ve güçlendirilmesi, yaşam kalitesinin yükseltilmesi için, artık politika düzeyinde “sosyal hizmetin” aktive edilmesi gerekmektedir. Bireylerin geliştirilmesi ve toplumun insan kaynağının desteklenmesi, gelişmesi yoluyla, toplumsal kalkınmaya ulaşılması, demokratik düşüncenin yerleşebilmesi ancak böyle mümkün olacaktır.

Sosyal Hizmete Giriş Kitabı Yayınlandı

Aralık 5th, 2012
Sosyal bilimler, 19. yüzyıldan itibaren çok etkili bir biçimde, toplumsal gündemde yerini almaya başlamış ve “toplumun akılcı, rasyonel biçimde düzenlenmesi”, tüm bireylerin insanca yaşayabileceği olanaklara kavuşmasına hizmet etmeye yarayacak, disiplin ve bilim dalları olarak ortaya çıkmışlardır. Sosyal bilimlerin amacı, olguları ve olgular arasındaki ilişkileri analiz etmek, açıklamak ve anlamaya çalışmaktır.
Batı Avrupa ülkelerinde yüz yılı aşkın süredir, toplum dokusunun sağlıklı ve işlevsel bir yapıya kavuşturulmasında, sosyal hizmet mesleğinin çok büyük bir etkisi ve işlevi varken, ülkemizde bu alan, yeni yeni gelişmektedir.
Bu kitap, sosyal hizmet eğitimi ve uygulama alanında yaşanan boşluğu doldurmak, bu mesleğinin ülkemize uygun bir yapıda nasıl geliştirilebileceği konusuna katkıda bulunabilmek amacıyla yazılmıştır. Bununla birlikte, meslekle ilgili toplumsal gerçekliklere sık sık göndermeler yapılmış ve meslekle birlikte, sosyal alanının daha sağlıklı yapılandırılmasının ipuçları da tartışılmaya çalışılmıştır.

Türkiye’de Sosyal Refah Devletine Geçiş Süreci Kitabı Çıktı

Eylül 28th, 2012

Ülkemizde, 1960’lı yıllarda estirilen “sosyal devlet” rüzgarlarına karşın, daha sonraki dönemlerde, bu konuyu öncelikli gündem maddesi yapmayan politikacılar tarafından,  “sosyal sistem” bir türlü yapılandırılamamıştır. Kamu yararından uzak, kişisel ve yakın çevresine hizmet eden bir yapıyı çağrıştıran siyaset yapma biçimleri, ülkemize çok şey kaybettirmiş, büyük bedeller ödetmiştir. Toplumun ortak çıkarlarına hizmet etmek yerine belli güç odaklarına hizmet eden siyaset kurumunun, “sorun çözme” misyonunu terk ederek, bizzat kendisinin sorun üretip ve toplumsal yaşamı zorlaştırdığı, artık bütün çıplaklığıyla fark edilmiştir. Toplumumuzun “insan kaynağı”, gerektiği gibi korunamamış ve geliştirilememiştir… On yıllarca önce, artık sistemin böyle yürüyemeyeceği ve ekonomi, politik ve sosyal alanın, modernleşmeye doğru evrilmesinin artık kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır. Gücü elinde bulunduranların, varlıklarını devam ettirebilmek için, modernliğin gerektirdiği bir konumlanmaya, ulaşmalarından başka çareleri olmadığını anladıkları dönemlere böylece ulaşılmıştır. Bunu başaramayan, politik aktörler, 2002 genel seçiminde sandığa ve tarihe gömülmüşlerdir. Continue Reading…

Bir Yetiştirme Yurdu Öyküsü Kitabı Yayınlandı

Eylül 28th, 2012

Haziran 1990 tarihinde, Hacettepe Üniversitesi’nden sosyal hizmet uzmanı olarak mezun olduğumda, tabi ki 20 sene geçtikten sonra, yaşadığım şeylerin başımdan geçeceğini ve bu satırları yazacağımı, herkes gibi bende bilmiyordum… O sene, sanki İstanbul’da sonbahar, her zamankinden biraz daha sert geçiyordu. 2 Kasım 1998 tarihinde kış, bir sürü yuvanın bulunduğu Bahçelievler kampusüne, erkenden geliyordu. 7 yıllık bir mesleki deneyimim vardı, bundan sonra neler yapacak ve hangi mesleki, kişisel deneyimlere duçar olacaktım. Doğrusu çok merak ediyordum. Kasım 1998’in bir ikindi vakti, soğuk, ayazlı bir havada ilk kez gittim yurda. Her Türk, müdür olmayı çok sever nedense. Burada, çok uzun süre kalmayacağımı düşünüyordum; ancak zaman beni haksız çıkardı, 14 yıl bu yurtta müdür olarak görev yaptım. Çok ayazlı ve soğuk, 2 Kasım 1998 akşam yemeğinden sonra, o tarihte yurtta bulunan 50 çocukla, televizyon odasında toplantı yaparak görevime başladım. İstanbul gibi yerde,  Bahçelievler ilçesinde yurtla evimin arası 400 metrelik bir yürüyüş mesafesinde olması, şüphesiz daha ilk başta bana büyük bir avantaj sağlıyordu. Çok mutlu ve sevinçli;  üzüntülü ve sıkıntılı şekilde, yaşamımın yaklaşık 5000 gününde, evimle bu yurt arasında mekik dokuyacaktım. Bunun da henüz, böyle olacağını bilmiyordum. Ancak o gece İstanbul’un nemli ayazında eve dönerken, yurttaki kızlarımın mahzun duruşları, sessiz ve saygılı hallerinden, burada bir “sevgi zinciri” kurabileceğimi, sosyal hizmetin sıcaklığıyla, onların yaşamlarını birazcık olsun ısıtabileceğimi hissetmiştim. İşte uzun sürecek bu öykü, böylelikle başlamış oldu.

“Bir Yetiştirme Yurdu Öyküsü (1998-2012)” isimli kitap 2012 yılı Eylül ayında SABEV Yayınevi’nden çıkmıştır.