Doç. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu- Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi

SOSYAL HİZMET UZMANI

Archive for the ‘Sosyal Sorunlar’ Category

Türkiye’de Sosyal Refah Devletine Geçiş Süreci Kitabı Çıktı

Cuma, Eylül 28th, 2012

Ülkemizde, 1960’lı yıllarda estirilen “sosyal devlet” rüzgarlarına karşın, daha sonraki dönemlerde, bu konuyu öncelikli gündem maddesi yapmayan politikacılar tarafından,  “sosyal sistem” bir türlü yapılandırılamamıştır. Kamu yararından uzak, kişisel ve yakın çevresine hizmet eden bir yapıyı çağrıştıran siyaset yapma biçimleri, ülkemize çok şey kaybettirmiş, büyük bedeller ödetmiştir. Toplumun ortak çıkarlarına hizmet etmek yerine belli güç odaklarına hizmet eden siyaset kurumunun, “sorun çözme” misyonunu terk ederek, bizzat kendisinin sorun üretip ve toplumsal yaşamı zorlaştırdığı, artık bütün çıplaklığıyla fark edilmiştir. Toplumumuzun “insan kaynağı”, gerektiği gibi korunamamış ve geliştirilememiştir… On yıllarca önce, artık sistemin böyle yürüyemeyeceği ve ekonomi, politik ve sosyal alanın, modernleşmeye doğru evrilmesinin artık kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır. Gücü elinde bulunduranların, varlıklarını devam ettirebilmek için, modernliğin gerektirdiği bir konumlanmaya, ulaşmalarından başka çareleri olmadığını anladıkları dönemlere böylece ulaşılmıştır. Bunu başaramayan, politik aktörler, 2002 genel seçiminde sandığa ve tarihe gömülmüşlerdir. Continue Reading…

Türkiye’de 50 Yılını Geride Bıraktığımızda Sormak Gerekiyor: Hangi Sosyal Hizmet?

Salı, Eylül 25th, 2012

Bu makalenin genel amacı, ellinci yılını geride bırakan sosyal hizmet mesleği, Türkiye gerçekleri ve yaşanan sosyal sorunlar açısından, makro değişkenlerin birbirleriyle etkileşiminin incelenmesidir. Bu çerçevede, sorunların ortaya konulması, mesleğin sağlıklı bir biçimde niçin geliştirilemediğinin analiz edilmesi ve “sosyal alanın yapılandırılması için” yenilikçi yolların araştırılması da amaçlanmaktadır. Ülkemizde, sosyal hizmetin çağdaş bir konuma geçebilmesi için neler yapılması gerektiği, gerçekçi ve geçerli bilgiler üretilmesi zorunluluğu herkes tarafından yeterince seslendirilmemektedir. Herkes, kendine göre bir “sosyal hizmet” düşünce ve icraatı içerisinde. Oysa modern bir “sosyal hizmet” sunum sistemi kurmadan, ailelerin parçalanmasına seyirci kalarak, ebeveyn bakımından yoksun kalmış çocukları “çocuk yuvalarına” kapatarak hayatlarını kutardığını sanmak, bilimin ve gelişmiş Batı ülkelerinin yarım asır önce terkettiği, azgelişmiş uygulamalardır. Sosyal hizmetin gündemi, “toplumun gereksinimlerine göre”, sosyal hizmet uzmanları, sivil toplum güçleri, politik irade vb. tarafların “etkin katılımıyla” hep birlikte kurulmalıdır. Mevcut sosyal hizmet sistemi, azgelişmiş bir yapı görünümü vermekte ve olması gereken sosyal hizmet uzmanı sayısının yüzde biri ile birşeyler yapmaya çalışma girişiminden başka bir anlama gelmemektedir.

Bu çalışmada, mesleki gelişme için gereken katkı sosyal sisteme yönelik eleştirel bir yaklaşımla denenmiştir. Sosyal hizmetin, sosyoekonomik, psikososyal ve sosyokültürel boyutları mesleği, çepeçevre kuşatan unsurları oluşturmaktadır. Öncelikle ekonomiyle ilgili konular, her zaman sosyal hizmet uzmanı-müracaatçı ilişkisinde, önemli bir boyutu oluşturmaktadır. Nitekim, birçok müracaatçı, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarına geçim zorlukları ve ekonomik sıkıntılar, işsizlik, yoksulluk gibi sorunlar nedeniyle gelmektedirler. Özellikle, sosyal ve ekonomik yoksunluk içindeki müracaatçılar, terapiden çok, öncelikli ve ivedi olarak “nakit yardımına” gereksinim duyarlar. Müracaatçı gruplarının, barınma, beslenme, giyim vb. temel gereksinimlerini, nakit ihtiyaçlarını süratle karşılamadan, sosyal hizmet uzmanının, müracaatçılara psikososyal yönden onları geliştirmeye yönelik müdahaleler yapması, çoğu zaman başarısız ve işlevsiz bir girişim olacaktır. Bu kişilerin, hızlı ve etkili bir biçimde, “yeterince ekonomik destek” almadan ve “temel gereksinimleri karşılanmadan” içi boş temennilerle kendilerini iyi hissedebilmeleri olanaksızdır.

Peki, Batı Avrupa ülkelerinde neredeyese 60 yıldır başlatılan “temel gelir” ve “asgari geçim desteği” uygulamaları, ülkemizde, niçin bir türlü başlatılmamıştır? İhtiyaç sahibi milyonlarca vatandaşımıza bu katkı sağlanamadan, modern bir sosyal hizmet sunum sisteminden ve “insanların iyi olma halinden” bahsedebilmek olanaklı mıdır?

Continue Reading…

Sosyal Alanda İnovasyon ve Toplumsal Sorunların Çözümü

Pazartesi, Aralık 12th, 2011

Toplum; kültür, yapı, ilişki, etkileşim gibi varlık ve süreçlerle, hep bu bir araya gelmenin sonunda ortaya çıkmış bir olgudur. Sosyal bilimler, toplumsal olay ve olgular, toplumsal varlıklar arasındaki ilişki ve ortak noktaları, doğuş ve yokoluşlarındaki, işleyiş mekanizmaları, ilkeleri ve düzenlilikleri ortaya çıkarmaya çalışır (Kongar, 2010: 26). Sosyal bilimler açısından bakıldığında örneğin sosyoloji, daha çok insanların ilişkilerini ve bu ilişkilerin nasıl ortaya çıktığını, ne yönde değiştiğini; sosyal antropoloji, bu insanların değerleri, inançları ve gelenekleri üzerinde odaklaşırken; sosyal hizmet, toplumsal refahı ve insanın iyi olma halini desteklemek ve geliştirmek için toplumun nasıl etkilenmesi gerektiği konularıyla ilgileni Toplumlar ancak kişilerarası, fakat tarihsel boyutu da bulunan ve bu nedenlerle karmaşık görüntüler kazanan ilişkiler içerisinde açıklanabilmektedir. Continue Reading…

Sosyal Hasar Tespiti ve Sosyal Hizmet Müdahalesine Yer Açarak Sosyal Bütünleşmeye Ulaşmak

Salı, Şubat 1st, 2011

Sosyal politika, sosyal hizmet mesleğinin bir disiplin olarak ortaya çıktığından beri her zaman bu mesleğin teorisi ve uygulamalarında yaşamsal bir değere sahip olmuştur. Çünkü sosyal politikanın sosyal gelişme, sosyal adalet, sosyal bütünleşme, bireyin iyi olma hali, toplumun iyi olma hali gibi hedefleri, sosyal hizmet disiplininde de öne çıkan ortak olgulardır. Bu yönüyle sosyal hizmet, açlık, yoksulluk, işsizlik, muhtaçlık, sosyal dışlanma gibi sosyal sorunları çözerek, bireylerin sıkıntılarının azaltılması, daha işlevsel hale gelebilmeleri misyonunu üstlenmiş bir meslektir.

Bu makalenin odağını, sosyal hizmet ve sosyal politika açısından sosyal sorunların belirlenmesi ve çözümü sürecindeki pozitif etkileşimlerin ortaya çıkartılması yollarının irdelenmesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda, uzun yıllardır ihmale uğramış sosyal politika ve sosyal hizmet uygulamaları açısından, toplumsal düzlemde bir “sosyal hasar tespiti” yapmanın, sosyal alanın yeniden inşası bakımından her şeyin başlangıcı olacağı konusu tartışılacaktır. Continue Reading…

Sosyal Alanda Yaşanan Kavram Kargaşasının Çözümü İçin Bir Katkı

Salı, Temmuz 13th, 2010

Dost pervasız, felek acımasız, zamanın da dur durağı yok dert çok, dert ortağı yok, düşman kuvvetli, talih düşkün… (Fuzuli)

Social work (sosyal çalışma) bir meslek ve uygulama alanını tanımlarken, social services (sosyal hizmetler) ise devletin kamu ve özel sektör eliyle sunduğu; sosyal refah, sağlık, eğitim, belediyelerin faaliyetleri, adalet, rehabilitasyon hizmetleri, konut, sosyal güvenlik, eğlence ve boş zaman etkinlikleri vb. çok geniş alanda hizmetlerin genel ifadesidir. Esasında sosyal çalışma, sosyal hizmetler alanında etkinliklerde bulunan mesleklerden sadece birisidir. Örneğin sağlık hizmetleri alanında, esas meslek “tıp” ve doktorlardır. Sosyal çalışma ise tıbbi alanda sağlık hizmetlerinin planlanması, uygulaması, yaygınlaştırılması, adil dağıtımı, bireylerin bu hizmetlerden en yüksek seviyede yararlanması, hasta hakları ve bireylerin iyilik halinin desteklenmesi anlamında tıp mesleğine katkılarda bulunan disiplinlerden sadece bir tanesidir. Continue Reading…